Ceyhan’da gazetecilik evrim geçirdi… Eskiden ne vardı? Araştırma, teyit, kaynak… Şimdi ne var? Telefon, kulak ve sınırsız özgüven.
Bu yeni sistemin adı:
“Alo Muhsin Hattı”
Çalışma prensibi çok basit:
Birini ara…
“Abi şöyle olmuş…” de…
Gerisini bırak, haber kendiliğinden çiçek açıyor.
Muhsin’in gazeteciliği öyle klasik falan değil… Adam adeta Bluetooth ile haber alıyor. Görmesine gerek yok, araştırmasına hiç gerek yok…
Kulaklar full çekiyor, 5G gibi!
Hatta öyle bir sistem ki: Google bile bazen “bunu biz nereden kaçırdık?” diye düşünüyor.
En sevdiğim özelliği ne biliyor musunuz?
Aynı kişi hakkında 24 saat içinde iki farklı hayat hikayesi yazabiliyor.
Sabah: “Büyük skandal!”
Akşam: “Ceyhan’a değer katan adam!”
Bu hızla giderse Muhsin yakında
kendi haberine tekzip atacak: “Az önce yazdığımı ciddiye almayın, yeni fısıltı geldi.”
Bir de şu var…
Ceyhan’da biri hakkında haber mi çıkacak?
Normal gazeteci:
– Araştırır
– Sorular sorar
– Belge ister
Muhsin:
– “Kim aradı?”
– “Tamam yazıyorum.”
Olay bu kadar net.
Hatta yeni bir atasözü geliyor yolda:
“Rüzgar eken fırtına biçer,
Muhsin’i arayan manşet biçer.”
Bak şimdi en tehlikeli kısmı söylüyorum…
Bu sistem o kadar hızlı ki, bazen olay daha gerçekleşmeden haberi çıkıyor.
Yani geleceği yazıyor adam… Resmen gazeteci değil, spoiler makinesi. Bir de şöyle bir durum var:
Ceyhan’da kavga mı var? Taraflar ne yapıyor?
Biri polisi arıyor, diğeri Muhsin’i. Çünkü biri olayı çözer, diğeri manşet yapar. Ama hakkını teslim edelim…
Bu kadar hızlı, bu kadar pratik, bu kadar “duyduğum kadarıyla” çalışan başka sistem yok.
Sonuç olarak: Ceyhan’da gazetecilik artık ikiye ayrılıyor:
1. Haber yapanlar
2. Muhsin’i arayanlar
Son söz mü?
Eğer bir gün telefonun çalarsa ve biri sana
“Abi sana bir şey söyleyeceğim ama…” diyorsa…
Geçmiş olsun. 5 dakika sonra manşettesin.
0
0
0
0
0
0