Yusuf Kanlı üzerinden dönen kulisler, MHP camiasında artık fısıltı gazetesi olmaktan çıktı; neredeyse açık hava tiyatrosuna döndü. Başrolde kim var derseniz, elbette ki dün kol kola yürüyen, bugün koltuğun ayaklarını dürtenler…
Daha dün fotoğraf karelerinde omuz omuza, sofralarda kahkaha kahkahaya, “Yusuf Başkan çok başarılı, çok çalışkan” nidaları atanlar; bugün aynı Yusuf Kanlı’nın koltuğuna cetvelle ölçüm yapıyor. Ne değişti? Fotoğraf filtresi mi bozuldu, yoksa koltuk minderinin rengi mi soldu?
Kulislerde anlatılanlara göre, Mustafa İzgioğlu bir anda “Ben ne dersem o olur” moduna geçmiş. Yeni favori isim de Hakan Yıldırım. Hedef büyük: İl başkanlığı koltuğu. Yöntem klasik: Genel merkez koridorlarında mekik dokuma. Rivayete göre bu isim, Semih Yalçın’a itinayla “işlenmeye” çalışılıyormuş.
Ama insan sormadan edemiyor:
Dün “Yusuf Başkan candır” diyen, bugün “Koltuğu biraz kaydıralım” diyorsa; yarın Hakan Yıldırım’la ters düşerse kimi getirecek? Mahalle muhtarını mı, halı saha kaptanını mı?
İşin en komik tarafı şu: İzgioğlu’nun siyasi navigasyonu sürekli yeniden rota çiziyor. Bazen Sarıçam’dan esen rüzgârla yön buluyor, bazen halı saha turnuvasında strateji kuruyor, bazen de gül bahçelerinde siyaset mühendisliği yapıyor. Adeta “Siyasi Survivor: Ada Konseyi” formatında ilerliyor. Her hafta bir isim yazılıyor, bir isim siliniyor.
Ceyhan cephesinde de tablo farklı değil. İlçe başkanlığına getirilen Semih Aksoy için estirilen rüzgâr şimdi yerini “Acaba koltukta kalır mı?” tartışmasına bırakmış durumda. Sanki parti yönetimi değil, müzikli sandalye oyunu oynanıyor.
Oysa siyaset, kişisel rövanş ve küçük hesaplar oyunu değildir. İl başkanlığı, “Benim adamım” cümlesiyle şekillenecek bir makam hiç değildir. Eğer bu enerji; esnafın derdini dinlemeye, vatandaşın kapısını çalmaya, sahada çözüm üretmeye harcansaydı bugün Adana’da başka şeyleri konuşuyor olurduk.
Ama belli ki bazıları için siyaset, hizmetten çok “yer tahsis sanatı.” Kimin nerede oturacağına karar verme hevesi, kimin ne iş yaptığı sorusunun önüne geçmiş durumda.
Şimdi herkes merakla izliyor:
Dün Yusuf Kanlı’yı göklere çıkaranlar, yarın kimi alkışlayacak? Bugün koltuğu dürtenler, yarın minder taşımaya mı başlayacak?
Bir tavsiye niteliğinde son söz:
Bırakın da MHP biraz nefes alsın. Sürekli sandalye kapmaca oynarsanız, parti binasında yakında sadece sandalyeler kalacak; oturacak kimse bulunamayacak. Siyasette sadakat, fotoğraf karesine sığmaz. Ve kol kola yürümek, koltuğa göz dikmenin mazereti değildir.
0
0
0
0
0
0