Şeref Can... Ersin Sucu yazdı.
On üç yıl...
Bir insanın hayatında uzun bir zaman.
Bir şehrin kaderini değiştirmek için ise hem uzun hem de kısa...
Ceyhan Ticaret Odası Başkanı Şeref Can, tam 13 yıldır bu görevi yürütüyor. Ceyhan'ın geleceğini ilgilendiren birçok projede adı geçti. Ankara'nın kapıları defalarca çalındı, yatırım için mücadele edildi, Ceyhan'ın hak ettiği değeri alması adına girişimlerde bulunuldu.
Bunları görmezden gelmek haksızlık olur.
Ancak...
Bir şehri sevmek sadece büyük projelerin peşinden koşmak değildir.
Bazen insanların kalbine dokunabilmektir.
Bazen eleştirileri daha fazla dinleyebilmektir.
Bazen de "Ben nerede eksik kaldım?" sorusunu cesaretle sorabilmektir.
13 yılın ardından geriye dönüp baktığımızda, Şeref Can'ın verdiği emeği inkâr etmek mümkün değil.
Ama aynı zamanda şu soruyu da sormak gerekiyor:
Bu kadar uzun bir sürede Ceyhan Ticaret Odası üyeleri, esnafı ve iş insanları kendilerini gerçekten bu sürecin bir parçası hissedebildi mi?
Belki de en çok konuşulması gereken konu budur.
Çünkü başarı sadece ortaya çıkan projelerle değil, o projelerin toplumda oluşturduğu aidiyet duygusuyla da ölçülür.
Şeref Can'ın en büyük eksiği belki de buydu.
Yapılanları anlatmakta...
İnsanlarla daha güçlü bir bağ kurmakta...
Eleştirilere daha açık bir iletişim dili oluşturmakta...
Belki de biraz daha şeffaf olmaktı.
Bugün birçok kişi onun mücadelesini takdir ediyor.
Bir o kadar kişi ise "Daha fazlası yapılabilirdi." diyor.
İki görüş de değerlidir.
Çünkü eleştiri, emeği yok saymak değildir.
Aksine, yapılan hizmetin daha ileriye taşınmasını istemektir.
Şehirler, sadece büyük yatırımlarla değil; güven, birlik ve ortak akılla büyür.
Şeref Can'ın geride bıraktığı 13 yıl, kuşkusuz Ceyhan'ın yakın tarihinde önemli bir yer tutacaktır.
Ancak her uzun yolculuk gibi bu yolculuğun da alkışlanan yönleri kadar sorgulanması gereken tarafları vardır.
Belki de asıl mesele budur.
Bir ismi konuşmak değil...
O ismin Ceyhan'a bıraktığı izi doğru okuyabilmek.