İstifanın Fragmanı Var, Kendisi Yok! Ersin Sucu Yazdı...

Tam dana Gazetesi

Ceyhan’da yeni başhekim ataması yapılmış, hastaneye yeni bir yönetici gelmiş… Normalde konu sağlık hizmetleri, hastanenin ihtiyaçları ve vatandaşın beklentileri olmalı. Ama iddialara bakılırsa Ceyhan’da gündem bir anda başka yere kaymış: “Benim olurum alınmadı, o zaman istifa ederim!”

İnsan ister istemez soruyor: Başhekim atamasında ilçe başkanının “olur” makamı nerede bulunuyor? Hastanenin kapısında mı, teşkilat binasında mı, yoksa toplantı masasının görünmeyen bir köşesinde mi?

AK Parti Ceyhan İlçe Başkanı Bülent Demirel’in atamaya tepki gösterip istifa edeceğini söylediği öne sürülüyor. Hatta toplantıda bazı isimlerin “Madem bizi dinlemiyorlar, hep beraber istifa edelim” dediği iddia ediliyor. Eğer bu sözler gerçekten söylendiyse, ortada istifadan çok toplu istifa provası var demektir. Fakat perde kapanınca herkes görevine devam ettiyse, bu kez de akıllara şu geliyor: İstifa kararı mıydı, yoksa masaya bırakılıp sonra geri alınan bir pazarlık kartı mı?

Ceyhan siyasetinde istifa kelimesi bazen öyle hızlı telaffuz ediliyor ki, insan dilekçenin çoktan yazıldığını sanıyor. Sonra bir bakıyorsunuz, dilekçe ortada yok; sadece “istifa ederim” cümlesi toplantıdan toplantıya dolaşıyor. Demek ki bazı istifalar, kapıya kadar gidip son anda fikrini değiştiren misafirler gibi: Eşiğe geliyor, içeri girmeden geri dönüyor.

Atama sürecinde İl Sağlık Müdürü Halil Nacar ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik hakkında sert sözler söylendiği de iddialar arasında. Bu iddialar doğruysa, işin şakası bir yana, insan sormadan edemiyor: Partinin önemli isimleriyle ilgili bu sözler hangi toplantıda, hangi gerekçeyle söylendi? Yoksa mikrofon kapalı sanılınca siyaset de otomatik olarak “özel sohbet” moduna mı geçiyor?

Bir başka iddia da Ceyhan koordinatörü Osman Yağan’ın il yönetimine aktardığı bilgilerin tarafsız olup olmadığı üzerine. Siyasette haber taşıyan çok olur; ama haberin kendisi bir tarafa, haber taşıyanın terazisi de önemlidir. Terazi şaşarsa, yukarıya çıkan bilgi de aşağıda yaşananı doğru göstermez. Bu konuda iddia sahiplerinin konuşması, adı geçenlerin de yanıt vermesi gerekir.

Parti tabanında rahatsızlık olduğu, bazı üyelerin başka partilere yöneldiği de konuşuluyor. Eğer bu doğruysa, teşkilatın önünde küçük bir soru değil, kocaman bir uyarı levhası var demektir: “Üyeler çıkışa yöneliyorsa, kapıyı değil içerideki havayı kontrol edin.” İnsanlar partiye tabela için değil, kendini değerli ve duyulmuş hissettiği için bağlı kalır.

Elbette her tartışmayı sosyal medyada büyütmek, her duyumu kesin bilgi gibi sunmak da doğru değil. Ama iddialar bu kadar çoğalmışsa, “Bir şey yok” demek de tek başına yetmez. Çünkü siyaset boşluğu sevmez; açıklama gelmeyince boşluğu söylenti doldurur. Söylentinin de freni yoktur, direksiyonu yoktur; bir bakarsınız, Ceyhan’dan çıkar Adana’ya kadar gider.

AK Parti Adana İl Başkanı Mustafa Özkan’ın emeği, Halil Nacar’ın sağlık alanındaki çalışmaları, Ömer Çelik’in siyasi mücadelesi… Bunların hepsi elbette ayrı ayrı değerlendirilebilir. Fakat bir atama tartışmasını “Kim kimi dinledi, kimin oluru alındı, kim istifa etti, kim vazgeçti?” yarışına çevirmek, asıl meseleyi gölgede bırakıyor. Vatandaşın merak ettiği şey, teşkilattaki restleşmenin kaçıncı raundu değil; hastanede hizmetin nasıl daha iyi olacağı.

Ceyhan’da şimdi herkes aynı soruyu soruyor: İstifa resti gerçekten çekildi mi, yoksa istifa kelimesi toplantıya biraz heyecan katsın diye mi ortaya atıldı? Bülent Demirel’in istifadan vazgeçtiği iddiası doğruysa, bu kez de “Geri adım mı, sakinleşme molası mı?” sorusu gündemde.

Kısacası, Ceyhan siyasetinde başhekim atamasıyla başlayan tartışma, bir anda “olur”, “istifa” ve “geri adım” üçgenine dönmüş görünüyor. Oysa bu üçgenin ortasında vatandaşın beklediği tek şey var: Hastanede güçlü hizmet, teşkilatta sağduyu, siyasette de söylenen sözün arkasında durmak.

Çünkü istifa etmek ciddi iştir. İstifa edeceğini söylemek daha da kolaydır. Ama her toplantıda istifa kartını masaya koyup sonra kartı cebine geri koyarsanız, bir süre sonra kimse masaya bakmaz; kartın gerçekten çıkıp çıkmayacağına bakar.